Su Deposu Temizliği

Su Depolarının Periyodik Temizliği

Sağlık risklerinin ortadan kaldırılması ve kullanılan suyun bizzat mikropların kaynağı haline gelmemesi için tüm su depolarının düzenli ve uzman firmalarca temizlenmesi gerekir. Üzerinde fazla durulmayan su deposu temizliği aslında sağlık açısından düşünenden çok daha büyük riskleri, bu riskler gerçekler haline gelmeden önlenmesini sağlar. Bu yüzden deposunu düzenli temizlettiren dahi bu işlemin boşuna olduğunu düşünmesine karşın aslında düzenli temizlik zaten hiçbir sorunla karşılaşılmamasını sağlamaktadır. Dolayısıyla su deposu temizliği firmaları aracılığıyla deponun temizlettirilmesi hiçbir sağlık sorunuyla karşılaşmadan, sudan sağlıklı bir şekilde faydalanma imkânı sunar. Aksine deponun temizlenmemesi durumunda salgın hastalıklar görülebilir ve bu hastalıklara yakalandıktan sonra deponun temizlenmesinin de bir anlamı olmayacaktır.

Profesyonel donanımlar ve kimyasallar kullanılarak yapılması gerektiği için mutlaka eğitimli kişilerin üstlenmesi gereken su deposu temizleme işinin alelade temizlik ürünleriyle, baştan savma biçimde yapılması yarardan çok zarara yol açabilir. Depo içinde durağan halde bekleyen sudaki maddeler, deponun iç yüzeyi ne kadar temiz olursa olsun zamanda iç yüzeye tutunabilir veya dip kısma çökerek birikebilir. Bu maddeler suyla karışması durumunda insan sağlığını bozabilecek kimyasallar olabileceği gibi, hastalık yapan bakteri ve virüsler benzeri mikroorganizmalar da olabilir. Uzun yıllar boyunca bir defa dahi olsun temizlenmeden kullanılan su depolarının içinin nasıl göründüğü bilinse, bu depolardaki suyu kullanan insanların tamamı bir daha asla depodan su kullanmak istemez. Zira yıllar içinde dibi çamur kaplanan su deposunun duvarları yoğun kaplamakta, bu manzarayı görenler midesi bulandığı ve hayrete düştüğü için depo suyuna bir daha dokunmak bile istememekte…

Deponun içinin mikrop yuvası haline gelmesi durumunda depo suyu içilmese, bulaşık veya banyo için kullanılsa dahi insan sağlığı riske girer. Salgın hastalıkların yol açtığı problemlerin oldukça büyük bir bölümü suyun kirlenmesinden kaynaklanır ki, su depoları da bu sebeple eğitimli kişilerce temizlenmelidir. Bu temizlik işlemlerinde kullanılan temizlik ürünlerinin depoda birikerek, su yoluyla insanlara zarar vermemesi içinse mutlaka bakanlık izinli yani insan sağlığına zararı olmayan ürünler kullanılmalıdır. Tüm su depolarını yılda iki defa, yetkili servislere başvurarak temizlettirmek gerekir.

Tuz Yastığı

Tuz Yastıklarla Konforlu Uyku

Uyku kalitesini arttırmak için her yolu deneyen, doktorların dahi kapısını çalmasına karşı yeni güne her zaman yorgun uyanmaktan sıkılanlara yepyeni bir umut ışığı yakan tuz yastığı bu konuda problem yaşayan herkesin en azından birkaç geceliğine denemesi gereken bir ürün. İçindeki tuz kristalleri küçük boyutlu olduğu için üzerine yatıldığında kişinin baş ve boyutunun şeklini alan bu yastıklar her anatomiye uygun. Kaya tuzu yastık kullanımını farkı kılansa yastığın kış mevsiminde sıcak, yaz sıcaklarındaysa serin olarak kullanabilmesi. Tabi içindeki kaya tuzu kristallerinin doğadaki en nadir oluşumlardan biri olması, içinde seksenden fazla element ve mineral barındırması da tuz yastıkların uyku kalitesini arttırmada etkili olmasının en önemli nedeni.

Kaya tuzunun içinde bulunan ve milyonlarca yıl önceki jeolojik süreçlerle oluşmuş olan kristal yapıda, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu pek çok element bulunur. Bu minerallerin karşılanmasını kolaylaştırmak için uzmanlar sofralık tuz yerine kaya tuzu tüketimini önerirken son zamanlarda kaya tuzu kristallerinin yastık olarak kullanımı dikkat çekiyor. Sağlıklı bir yaşam için sofra tuzu yerine kaya tuzunun kullanımı önerilirken şimdide aynı tuz kristallerinin ısıtılması ve yastık kılıfı içine yerleştirilmesiyle uyku kalitesinin de arttırılabileceği söyleniyor. Lambalarda aynı mantıkla kullanılan ampul aslında ışık vermekten ziyade kaya tuzu kristallini içerden ısıtmak içindir. Isındığında havaya negatif iyon yayan kaya tuzu kristallerinin bu özelliğinden uyku boyunca faydalanmak, böylece havayı temizleyen hava kristalleri sayesinde sağlıklı hava soluyan bireyin kendini daha dinlenmiş hissetmesi mümkün.

Yastığın içindeki tuz kristalleri, tuzun doğal yapısı sayesinde anti bakteriyel özelliğe sahiptir ve böylelikle gerçek anlamda hijyenik bir ortamda uyunmasını sağlar. Yastık içinde sentetik madde kullanılan ürünlerdeki gibi mite, mantar, bakteri ve virüs birikmesi söz konusu olmadığı için bile kaya tuzu yastığı kullananlar var. Tuz kristallerinin ısıtılması iyon salınımının yanı sıra bu ısının kişinin boynuna yayılmasını, böylelikle kas ve eklem arıları yüzünden uyuyamayanların kendini daha rahat hissetmesini sağlar. Kasların gevşemesini sağlayan bu sıcaklık uykuya geçişi kolaylaştırırken aynı şekilde yazın serin bir uyku yüzeyi için de tuz yastıklar kullanılabilir.

CE İşaretleme Ne İşe Yarar?

Üretim güvenliği ve kalitesinin, Avrupa Birliği tarafından belirlenen standartlarda olduğunu gösteren CE işareti bazılarının zannettiği gibi firmaya değil, firmanın ürettiği ürüne ait bir tanımlamadır. Bugün CE işaretleme hakkı kazanmak üzere yetkili firmalara başvuru yapan yerli firmalar sadece ürünün niteliklerini ispatlamak üzere bu başvuruda bulunmakta, dolayısıyla alınan sertifika sadece belli bir ürünün kalite ve güvenilirliğini göstermektedir. Genellikle CE belgesi fiyatları ve bu belgeyle satış yapılabilecek ülkelerdeki piyasa fiyatlarıyla ilgilenilmesi, hatalı bir algı olarak firmaya tüm ürünlerinde kullanabileceği bir belge verildiğinin düşünülmesini sağlamıştır. Oysa Türkçede her ne kadar bu işaretleme standartlarından CE belgesi, CE standartları sertifikası şeklinde bahsedilmesine karşın aslında gerçek tanım CE işaretleme şeklindedir.

Firmanın ürettiği herhangi bir üründe CE işareti kullanma hakkı kazanmasının ardından farklı bir sınıfa dâhil olan, yeni bir ürün ürettiğinde tekrar aynı başvuru sürecini tekrarlaması yani bu ürün için yeniden CE işaretleme başvurusunda bulunması gerekebilir. Ürün için yeni bir başvuruda bulunulmasının hangi şartlarda ve hangi ürünler için geçerli olduğuysa Avrupa Birliği tarafından kabul edilen Yeni Yaklaşım Direktifleri tarafından belirlenmiştir. Bu direktiflerin ortak karar olarak imzalanması sayesinde birlik üyesi ülkeler, kendi iç tüzüklerindeki üretim şartlarını tanımlayan standart anlayışındaki farklılıkları ortadan kaldırmış ve bu sayede tüm birlik üyesi ülkelerde üretilen aynı sınıftaki ürünlerin, aynı üretim güvenliği ve kalitesinde olmasını sağlamıştır.

Avrupa Birliği dâhilinde üretim yapan ve aynı sınıfta yer alan ürünlerin üreticisi tüm firmalar, birlik tarafından alınan ortak kararlar neticesinde aynı güvenlik ve üretim kalitesi şartlarını asgari düzeyde karşılamakla mükelleftir. Yapılan incelemeler doğrultusunda bu standartların karşılanmadığı tespit edilirse ilgili ürünün piyasaya sürülmesine, birlik dâhilindeki hiçbir ülkede satışa sunulmasına izin verilmemektedir. Dolayısıyla bu işaret ürünleri kalite yönünden birbirinden ayırmamakta, bunun aksine üstünde CE işareti olmayan ürünlerin kaçak olarak birlik içinde satışa sunulduğunu göstermektedir. İnsan sağlığını, donanım güvenliğini ve çevreyi tehdit edebilecek bu ürünlerle ilgili herhangi bir denetim yapılmadığını gösteren bu durumu fark eden birlik vatandaşları, ürünün yasal yollarla satışa sunulmadığını anlar.

Acil Durum Eylem Planı

Risk Analizi ve Acil Durum Planlamaları

İşyerinin tamamını ilgilendiren acil durumlarda ortaya çıkan acı tablonun insan sağlığı ve yaşamına mal olmaması için alınacak tedbirlerin önceden belirlenmesini sağlayan acil durum eylem planı sadece risklerin ne olduğunu ve ne büyüklükte hasara neden olacağıyla ilgilenmez, bu risklerin önlenmesi için alınacak tedbirlerin de ne olduğunu belirtir. Bu bağlamda işverenler için iş işten geçtikten sonra yol göstermek yerine henüz imkân varken neler yapılacağına ışık tutan, önemi büyük veri kaynakları olan eylem planları sayesinde riskler gerçeklere dönüştüğünde işletme nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda tereddüt yaşamaz. Acil eylem planı hazırlama ve denetimi konusunda işletme sahiplerinin çözüm ortağı olan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimleri ise ortak sağlık güvenlik birimi bünyesinde çalışan elemanlar olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti verir.

Acil durumlarda firma çalışanlarının ne yapacağını bilmesi için eğitimlere tabi tutulması ve bu eğitimlerin içeriği, nerede verileceği, teorik ve uygulamalı eğitimlerin zamanlaması gibi konular üzerinde çalışan ortak sağlık güvenlik birimi böylece her ihtimale karşı hazırlıklı olunmasını sağlar. Firmanın acil durumlarda karşı karşıya kaldığı riskleri minimize etmesi için her şeyden önce işletmeyi ve çalışanları tehdit eden risklerin ne olduğunu bilmesi gerekir. Karşı karşıya olunan tehlikenin muhteviyatı bilinmeden, bilinmeyene karşı önlem alınması da mümkün olmayacağından bu bağlamda acil durum planı hazırlığının hayati bir öneme sahip olduğu söylenebilir. İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri, beraberinde çalışan yardımcı personelle birlikte birçok alanda inceleme yaptıktan sonra acil durumlarda işletme içi organizasyonların hangi rolleri üstleneceğine karar vermekte ve sonrasında bu organizasyon birimlerini oluşturan elemanları, gerekli konularda teorik ve uygulamaya dayalı şekilde eğitmektedir.

Firmanın risk ölçeğini tanımlaması ve risklerin gerçekleşmesi durumunda insan sağlığına, hayatına nasıl zarar vereceğini bilmesini sağlayan bu analizler ayrıca kazaların yol açacağı maddi hasarın boyutunun hesaplanması anlamında da bilimsel verilere dayalı, rasyonel veri akışı sağlamaktadır. Patlama, yangın veya çevresel şartların tetiklediği olaylarda firma içindeki herkesin ne yapacağını bilmesi ve bu organizasyonlar konusunda daha önceden aldığı uygulamalı eğitim sayesinde deneyim kazanmış olması, panik hali hâkim olmaksızın herkesin önceden yüklendiği sorumluluğu yerine getirmek üzere harekete geçmesini sağlar.