Cilt bakımı ve cilt nem dengesi

Cilt bakımı konusunda bilinen en büyük yanlışlardan bir tanesi, cilt için kullanılan nemlendiricilerin yoğun içerikli nemlendiricilerden seçildiği sürece cildin tüm ihtiyaçlarını karşılayarak, cilt üzerinde nemsizlikten kaynaklanan ya da nem dengesinin bozuk olmasının tetiklediği bir sorunun oluşumunun tamamen önüne geçileceğidir. Nem dengesinin cilt sağlığı açısından ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu bilinen bir unsur olsa da, nemlendiricilerin her zaman yoğun içerikli ürünlerden kullanılması da cildin zaman içerisinde deforme olmasına neden olacak ve çeşitli cilt sorunlarının oluşmasına zemin hazırlayacak bir etkidir. Yoğun içrekli nemlendiriciler cildin gereksinimini karşılamak ile birlikte, gereğinden fazla kullanıldığı zaman cildin o ürün içerisindeki bileşenlere bağışıklık geliştirmesini ya da sürekli yoğun oranda nemlenmeye alışmasını sağlayacağından dolayı aynı unsur sağlanmaması zaman cilt hemen tepki göstermeye başlayacaktır. Örneğin yaz boyu yoğun nemlendirici krem kullanılması günlük kullanım için son derece sakıncalıdır. Yazın nem kaybeden cilt kremi bu kaybı hafifletmek için hızlı bir şekilde emeceğinden dolayı, kışın en soğuk anlarında yoğun nemlendirici içerikli kremler cildin nem dengesinin korunmasına yeterli olmayacak ve birden fazla nemlendirici krem kullanılmanıza neden olacak bir etkidir. bu nedenle yazın kullanılan nemlendiricilerin gerekmediği sürece yoğun içeriklerden oluşan dermokozmetik ürünlerden seçilmemsine dikkat etmek gerekmektedir. aynı durum kış ayları için geçerli bir etmen olsa da, genelde aşırı derece soğuk geçen kış aylarında cilt neme yoğun bir şekilde ihtiyaç duyduğundan dolayı içeriği yoğun  olan nemlendiricilerin kullanımları cilt sağlığı açısında iyi olacaktır. cilt için kullanılan nemlendiricilerin mutlaka mevsimlere göre ayarlanması gerekmektedir. dermalogica ürünleri nemlendirici ürünler olarak oldukça geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Özel olarak mevsimlere ve cilt tiplerine göre üretilen dermalogica ürünleri sayesinde cildinizin nem dengesini her an koruyarak, cilt sağlınızın bozulmamasını sağlayabilir ve aynı zamanda cildinizin her zaman pürüzsüz bir yapıya sahip olmasını sağlayabilirsiniz.

DDF

Cilt sorunlarının oluşum nedenleri kendi içerisinde değişim göstermektedir. Kimi zaman çevresel, kimi zaman hormonsal kimi zaman ise hastalıklara ya da uyku düzenine bağlı olarak oluşan cilt sorunları tedavi edilirken mutlaka öncelikle nedenin belirlenmesi gerekmektedir. her hastalığın tevdisinde olduğu gibi cilt sorunlarında da, sorunun oluşum nedenini bilmek, sorunu ortadan kaldırıcı olan etkinin ürün  kullanımı ile birlikte dikkat edildiğinde sorunun ortadan daha hızlı kalkmasını sağlamakta olduğundan büyük ölçüde önem taşıyan unsurlardan bir tanesidir. Ancak kimi cilt sorunları genetik olarak geçebildiği için bu tip sorunların net bir tedavisi ne yazık ki bulunmamaktadır. Ancak cilt sorununa göre bu sorunun etkilerini hafifletmeye yardımcı dermokozmetik ürünler, sorunun cilt yüzeyindeki baskın etkilerinin gözle görünür olmaktan ziyade hafif bir yapıya sahip olmasını sağlamaktadır. Genetik olarak geçen cilt sorunlarından en yaygını ise yağlanma problemidir. Cilt yağlanmasının en temel nedenleri arasında genelde yağ bezlerinin hızlı çalışması yatmaktadır. Bu durum vücutta bazı hormonların fazlalığından ya da yağ bezleri ile direkt ilgi olan bir sağlık sorunundan kaynaklanmaktadır.

Bu tarz oluşan yağlanma problemleri genelde aşırı ölçüde olduğundan dolayı cildin yüzeyinde kaygan bir yüzey oluşturmakta ve cildin parlamasına neden olmaktadır. son derece can sıkıcı bir görünüm veren bu yağlı doku aynı zamanda cilt sağlığını da büyük bir ölçüde riske atmaktadır. Bu nedenle bu gibi sorunlarda mutlaka yağlanma sorununun etkilerini hafifletecek ve matlaştırmaya yardımcı olacak içeriklere sahip bir dermokozmetik ürün kullanılması gerekmektedir.

         DDF ürünleri geliştirmiş olduğu yağlı cilt tiplerine uygun olan ürünlerde, cildin yağ hücrelerini maskeleme ve gözenekleri açarak büyütme özelliğine sahiptir. DDF ürünleri sağlamış olduğu bu etki sayesinde ciltte oluşan yağ tabakasının giderilmesi ve yağlanmadan kaynaklı olarak oluşabilecek cilt sorunlarının önüne geçilmesinde büyük bir ektiye sahiptir. Yağlı ciltler için özel olarak üretilen ürünlerin etkileri dermatolojik olarak kanıtlanmış bulunmaktadır.

Pantolonlarda bol kesim modası

Moda kadınlar için her zaman kendilerini ifade etmenin görsel yolu olarak en güçlü aracısı olmuştur. Modanın kadınlara sağladığı bu etki yıllarca katlanarak artmış ve günümüze en seçici ama aynı zamanda bir o kadar da geçişken bir yapıyla gelmiş bulunmaktadır. Bunun en güzel örneği ise mevsim geçişlerinde modanın her iki mevsim arasında tonları içinde barındırmasıdır. Sert bir geçiş yerine yumuşak bir hamleyi tercih eden moda, hem kadınları yeni bir mevsimin moda olacak renklerine hazırlıyor, hem de sıkılmış oldukları renk seçeneklerinden onları kurtarıp aynı zamanda farklı tarzlar deneme isteklerine de büyük ölçüde kolaylık sağlıyor. Bu duruşu sayesinde kadınlara koşulsuz ve sorgusuz şıklığın kapılarını açan moda içerisinde barındırdığı kesimler ile de büyük bir başarıya sahip. Modada son yıllarda en çok karşımıza çıkan kesimler arasında kuşkusuz ki bol kesimler yer alıyor. Bol kesimlerin kendine modada bu kadar yer edinmesinin sebebi hem salaş şıklıkları ile göze farklı bir şekilde hitap etmeleri hem de aynı zamanda son derece rahat bir yapıya sahip olmaları. Alt giyimden üst giyime, elbiselerden abiyelere kadar her alanda kendine yer edinmeyi başaran bol kesimlerin en güzel örnekleri karşımıza tesettür giyim modasında çıkmakta.

Tesettür giyim modasının en başından beri bol kesimlerde olan büyük başarısı, bu kesim tarzı moda olduğu andan itibaren daha fazla dikkat çekerek hem diğer moda alanlarına bir örnek teşkil etmiş, hem de görenleri kendine hayran bırakmayı ve bu sayede üzerine tüm takdirleri toplamayı başarmıştır. Kadınların mevsim geçişlerinde tercih ettiği bol kesim modeller arasında yer alan tesettür giyim pantolonlar son derece şık bir yapıya sahip.

Tesettür giyim pantolonlar kendi içlerinde farklı kategorilere ayrılmakta. Boru kesim olarak nitelendirilen en bol kesimlerden, paçalara doğru bolaran İspanyol kesim adı verilen pantolonlara kadar oldukça geniş ürün yelpazesine sahip olan tesettür giyim pantolonlar kadınların bu mevsimde en çok tercih ettikleri modeller arasında yer almakta.

Tesettür giyim tunikler

Moda kendi içerisinde zamanla köklü değişimler uğramıştır. Bununla birlikte zamanla gelişen moda da baskın etkiler mevsimler olmaya başlamıştır. Her mevsimin temsil ettiği başka bir etki olması sayesinde daha da şekillenen moda, zamanla günümüzdeki güçlü tasarımların bulunduğu halini alarak kadınların büyük ilgisini üzerinde toplamıştır. Şıklığı her zaman ön planda tutan kadınlar için büyük bir öneme sahip olan moda zamanla daha rahat tasarımları daha şık etkilerle birleştirerek, kadınlara gündelik şıklığın rahat ve konforlu kapılarını da sonuna kadar açmıştır. Hem şıklığın hem de rahatlığının aynı anda olabileceğini savunup bu alanda üstün bir başarı ile çalışma yapan moda alanları arasında ilk sıralarda yer alan tesettür giyim modası, şıklığın sadece rahatsız edici kıyafetler ile olmadığının, bol kesimlerinde son derece göz alıcı ve çarpıcı bir biçimde tasarlanabileceğinin en güçlü örneklerini ortaya sermiştir.
Tesettür giyimin bu başarısı kapalı kadınlar için büyük kolaylıklar sağlayarak, onlar için olan kıyafet seçenekliliğini de arttırmış ve kendi tarzlarını en rahat biçimde gündelik şıklıkta sergileyerek, kendini ifade edebilmeleri için en özgün ve en rahat tasarımların örneklerini vermiştir. Kadınların her mevsim giymeyi tercih ettiği kıyafetler arasında alan, spor şıklıkta ve gündelik şıklıkta kısa zaman içerisinde önemli bir yere sahip olan kıyafet seçenekleri arasında yer alan tesettür giyim tunikler, tesettür giyimin bu başarına örnek gösterilebilecek olan tasarımlar arasında yer almaktadır.
Kadınların daha rahat kesimlere yönelmeleri ile birlikte tasarımlarına ve üretimlerine ağırlık verilen tesettür giyim tunikler, kesim farklılıkları ve geniş renk yelpazesi ile oldukça geniş bir model yelpazesine sahip olarak birçok kadının ortak bir tarzda buluşmasını sağlamıştır. her dolapta kendine mutlaka özel bir yer edinen tesettür giyim tunikler, şıklığın rahatlıkla aynı oranda olabileceğinin ve bu iki uyumun en uygun seçenek olduğunun en güzel örneği arasında yer almaktadır.

Pırlanta kolyeler

Kadınların takılara olan düşkünlüğü yıllar öncesinde başlamış ve günümüze gelmiştir. Takı tasarımlarının en güzel modellerine ise ilk takılar üretilmeye başlandığı anda rastlanmıştır. Birçok taşın bir arada kullanıldığında göze çarpan muhteşem uyum ilk çağlarda sadece Tanrıçaların güçlü duruşlarını yansıtırdı. Mitolojide bambaşka ve çarpıcı bir yere sahip olan takıların derin anlamları bizim varsaydığımızdan çok daha eskisine dayanmaktadır. Gerek kimi tanrıçaların başında taç, kimisinde kolye kimisinde ise zırhında işlemeler olarak karşımıza çıkan mücevherlerin anlamları kendilerine özgüdür. Her mücevherin tamamladığı ve anlattığı bir insana yönelik özellik olmakla beraber, aynı şekilde doğadan aldığı bir güç ve doğadan taşıdığı bir mesajda vardır. mitolojik resimlerde görmeye alışkın olduğumuz renkli ve parlak mücevherler tanrıçanın kişilik özelliklerine göre renklenmekte ve şekillenmekteydi. Doğanın en saf ve en mükemmel temsilcisi olan kadına mitolojide gereken özel yer verilirken onları tamamlamak ve güçlerini göstermek için mücevherlerin büyüleyici etkisinden yararlanılmıştır. Taşlar doğada bulunan ve doğanın saf gücünü içerisinde taşıyan elementlerdir. Her birinin temsil ettiği ve ait olduğu bir element grubu olması, kadının temsil ettiği element gurubu ile uyum içerisinde olduğu zaman mutlak ve sonsuz bir güç ortaya çıkar. bu güç kimi zaman enerji kimi zaman ise görenleri büyüleme etkisine sahiptir.

Günümüzde gücün en saf temsilcisi olan mücevherler arasında kuşkusuz ki ilk sırada yer alan mücevher çeşidi pırlantalardır. Pırlantalar doğada bulunan  en saf mücevher olmasının yanı sıra geçmişten günümüze kadar yapısı bozulmadan ve tükenmeden kalmayı başaran ender mücevherlerdendir. Bu durumda kadınlar için pırlantaların gücünü gösteren unsurlardan bir tanesidir.

Pırlantaların gücü, doğanın aynası olan kadınlar ile buluştuğu anda ortaya çıkan hayran edici güzelliktir. Bu nedenle bir kadına verilecek olan en güzel hediye taşıdığı derin anlamlar sayesinde pırlanta kolyeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Pırlanta kolyeler sahip olduğu zarif yapıları sayesinde sevginin ve gücün en saf temsilcileri arasındadır.

Su Deposu Temizliği

Su Depolarının Periyodik Temizliği

Sağlık risklerinin ortadan kaldırılması ve kullanılan suyun bizzat mikropların kaynağı haline gelmemesi için tüm su depolarının düzenli ve uzman firmalarca temizlenmesi gerekir. Üzerinde fazla durulmayan su deposu temizliği aslında sağlık açısından düşünenden çok daha büyük riskleri, bu riskler gerçekler haline gelmeden önlenmesini sağlar. Bu yüzden deposunu düzenli temizlettiren dahi bu işlemin boşuna olduğunu düşünmesine karşın aslında düzenli temizlik zaten hiçbir sorunla karşılaşılmamasını sağlamaktadır. Dolayısıyla su deposu temizliği firmaları aracılığıyla deponun temizlettirilmesi hiçbir sağlık sorunuyla karşılaşmadan, sudan sağlıklı bir şekilde faydalanma imkânı sunar. Aksine deponun temizlenmemesi durumunda salgın hastalıklar görülebilir ve bu hastalıklara yakalandıktan sonra deponun temizlenmesinin de bir anlamı olmayacaktır.

Profesyonel donanımlar ve kimyasallar kullanılarak yapılması gerektiği için mutlaka eğitimli kişilerin üstlenmesi gereken su deposu temizleme işinin alelade temizlik ürünleriyle, baştan savma biçimde yapılması yarardan çok zarara yol açabilir. Depo içinde durağan halde bekleyen sudaki maddeler, deponun iç yüzeyi ne kadar temiz olursa olsun zamanda iç yüzeye tutunabilir veya dip kısma çökerek birikebilir. Bu maddeler suyla karışması durumunda insan sağlığını bozabilecek kimyasallar olabileceği gibi, hastalık yapan bakteri ve virüsler benzeri mikroorganizmalar da olabilir. Uzun yıllar boyunca bir defa dahi olsun temizlenmeden kullanılan su depolarının içinin nasıl göründüğü bilinse, bu depolardaki suyu kullanan insanların tamamı bir daha asla depodan su kullanmak istemez. Zira yıllar içinde dibi çamur kaplanan su deposunun duvarları yoğun kaplamakta, bu manzarayı görenler midesi bulandığı ve hayrete düştüğü için depo suyuna bir daha dokunmak bile istememekte…

Deponun içinin mikrop yuvası haline gelmesi durumunda depo suyu içilmese, bulaşık veya banyo için kullanılsa dahi insan sağlığı riske girer. Salgın hastalıkların yol açtığı problemlerin oldukça büyük bir bölümü suyun kirlenmesinden kaynaklanır ki, su depoları da bu sebeple eğitimli kişilerce temizlenmelidir. Bu temizlik işlemlerinde kullanılan temizlik ürünlerinin depoda birikerek, su yoluyla insanlara zarar vermemesi içinse mutlaka bakanlık izinli yani insan sağlığına zararı olmayan ürünler kullanılmalıdır. Tüm su depolarını yılda iki defa, yetkili servislere başvurarak temizlettirmek gerekir.

Tuz Yastığı

Tuz Yastıklarla Konforlu Uyku

Uyku kalitesini arttırmak için her yolu deneyen, doktorların dahi kapısını çalmasına karşı yeni güne her zaman yorgun uyanmaktan sıkılanlara yepyeni bir umut ışığı yakan tuz yastığı bu konuda problem yaşayan herkesin en azından birkaç geceliğine denemesi gereken bir ürün. İçindeki tuz kristalleri küçük boyutlu olduğu için üzerine yatıldığında kişinin baş ve boyutunun şeklini alan bu yastıklar her anatomiye uygun. Kaya tuzu yastık kullanımını farkı kılansa yastığın kış mevsiminde sıcak, yaz sıcaklarındaysa serin olarak kullanabilmesi. Tabi içindeki kaya tuzu kristallerinin doğadaki en nadir oluşumlardan biri olması, içinde seksenden fazla element ve mineral barındırması da tuz yastıkların uyku kalitesini arttırmada etkili olmasının en önemli nedeni.

Kaya tuzunun içinde bulunan ve milyonlarca yıl önceki jeolojik süreçlerle oluşmuş olan kristal yapıda, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu pek çok element bulunur. Bu minerallerin karşılanmasını kolaylaştırmak için uzmanlar sofralık tuz yerine kaya tuzu tüketimini önerirken son zamanlarda kaya tuzu kristallerinin yastık olarak kullanımı dikkat çekiyor. Sağlıklı bir yaşam için sofra tuzu yerine kaya tuzunun kullanımı önerilirken şimdide aynı tuz kristallerinin ısıtılması ve yastık kılıfı içine yerleştirilmesiyle uyku kalitesinin de arttırılabileceği söyleniyor. Lambalarda aynı mantıkla kullanılan ampul aslında ışık vermekten ziyade kaya tuzu kristallini içerden ısıtmak içindir. Isındığında havaya negatif iyon yayan kaya tuzu kristallerinin bu özelliğinden uyku boyunca faydalanmak, böylece havayı temizleyen hava kristalleri sayesinde sağlıklı hava soluyan bireyin kendini daha dinlenmiş hissetmesi mümkün.

Yastığın içindeki tuz kristalleri, tuzun doğal yapısı sayesinde anti bakteriyel özelliğe sahiptir ve böylelikle gerçek anlamda hijyenik bir ortamda uyunmasını sağlar. Yastık içinde sentetik madde kullanılan ürünlerdeki gibi mite, mantar, bakteri ve virüs birikmesi söz konusu olmadığı için bile kaya tuzu yastığı kullananlar var. Tuz kristallerinin ısıtılması iyon salınımının yanı sıra bu ısının kişinin boynuna yayılmasını, böylelikle kas ve eklem arıları yüzünden uyuyamayanların kendini daha rahat hissetmesini sağlar. Kasların gevşemesini sağlayan bu sıcaklık uykuya geçişi kolaylaştırırken aynı şekilde yazın serin bir uyku yüzeyi için de tuz yastıklar kullanılabilir.

CE İşaretleme Ne İşe Yarar?

Üretim güvenliği ve kalitesinin, Avrupa Birliği tarafından belirlenen standartlarda olduğunu gösteren CE işareti bazılarının zannettiği gibi firmaya değil, firmanın ürettiği ürüne ait bir tanımlamadır. Bugün CE işaretleme hakkı kazanmak üzere yetkili firmalara başvuru yapan yerli firmalar sadece ürünün niteliklerini ispatlamak üzere bu başvuruda bulunmakta, dolayısıyla alınan sertifika sadece belli bir ürünün kalite ve güvenilirliğini göstermektedir. Genellikle CE belgesi fiyatları ve bu belgeyle satış yapılabilecek ülkelerdeki piyasa fiyatlarıyla ilgilenilmesi, hatalı bir algı olarak firmaya tüm ürünlerinde kullanabileceği bir belge verildiğinin düşünülmesini sağlamıştır. Oysa Türkçede her ne kadar bu işaretleme standartlarından CE belgesi, CE standartları sertifikası şeklinde bahsedilmesine karşın aslında gerçek tanım CE işaretleme şeklindedir.

Firmanın ürettiği herhangi bir üründe CE işareti kullanma hakkı kazanmasının ardından farklı bir sınıfa dâhil olan, yeni bir ürün ürettiğinde tekrar aynı başvuru sürecini tekrarlaması yani bu ürün için yeniden CE işaretleme başvurusunda bulunması gerekebilir. Ürün için yeni bir başvuruda bulunulmasının hangi şartlarda ve hangi ürünler için geçerli olduğuysa Avrupa Birliği tarafından kabul edilen Yeni Yaklaşım Direktifleri tarafından belirlenmiştir. Bu direktiflerin ortak karar olarak imzalanması sayesinde birlik üyesi ülkeler, kendi iç tüzüklerindeki üretim şartlarını tanımlayan standart anlayışındaki farklılıkları ortadan kaldırmış ve bu sayede tüm birlik üyesi ülkelerde üretilen aynı sınıftaki ürünlerin, aynı üretim güvenliği ve kalitesinde olmasını sağlamıştır.

Avrupa Birliği dâhilinde üretim yapan ve aynı sınıfta yer alan ürünlerin üreticisi tüm firmalar, birlik tarafından alınan ortak kararlar neticesinde aynı güvenlik ve üretim kalitesi şartlarını asgari düzeyde karşılamakla mükelleftir. Yapılan incelemeler doğrultusunda bu standartların karşılanmadığı tespit edilirse ilgili ürünün piyasaya sürülmesine, birlik dâhilindeki hiçbir ülkede satışa sunulmasına izin verilmemektedir. Dolayısıyla bu işaret ürünleri kalite yönünden birbirinden ayırmamakta, bunun aksine üstünde CE işareti olmayan ürünlerin kaçak olarak birlik içinde satışa sunulduğunu göstermektedir. İnsan sağlığını, donanım güvenliğini ve çevreyi tehdit edebilecek bu ürünlerle ilgili herhangi bir denetim yapılmadığını gösteren bu durumu fark eden birlik vatandaşları, ürünün yasal yollarla satışa sunulmadığını anlar.

Acil Durum Eylem Planı

Risk Analizi ve Acil Durum Planlamaları

İşyerinin tamamını ilgilendiren acil durumlarda ortaya çıkan acı tablonun insan sağlığı ve yaşamına mal olmaması için alınacak tedbirlerin önceden belirlenmesini sağlayan acil durum eylem planı sadece risklerin ne olduğunu ve ne büyüklükte hasara neden olacağıyla ilgilenmez, bu risklerin önlenmesi için alınacak tedbirlerin de ne olduğunu belirtir. Bu bağlamda işverenler için iş işten geçtikten sonra yol göstermek yerine henüz imkân varken neler yapılacağına ışık tutan, önemi büyük veri kaynakları olan eylem planları sayesinde riskler gerçeklere dönüştüğünde işletme nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda tereddüt yaşamaz. Acil eylem planı hazırlama ve denetimi konusunda işletme sahiplerinin çözüm ortağı olan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimleri ise ortak sağlık güvenlik birimi bünyesinde çalışan elemanlar olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti verir.

Acil durumlarda firma çalışanlarının ne yapacağını bilmesi için eğitimlere tabi tutulması ve bu eğitimlerin içeriği, nerede verileceği, teorik ve uygulamalı eğitimlerin zamanlaması gibi konular üzerinde çalışan ortak sağlık güvenlik birimi böylece her ihtimale karşı hazırlıklı olunmasını sağlar. Firmanın acil durumlarda karşı karşıya kaldığı riskleri minimize etmesi için her şeyden önce işletmeyi ve çalışanları tehdit eden risklerin ne olduğunu bilmesi gerekir. Karşı karşıya olunan tehlikenin muhteviyatı bilinmeden, bilinmeyene karşı önlem alınması da mümkün olmayacağından bu bağlamda acil durum planı hazırlığının hayati bir öneme sahip olduğu söylenebilir. İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri, beraberinde çalışan yardımcı personelle birlikte birçok alanda inceleme yaptıktan sonra acil durumlarda işletme içi organizasyonların hangi rolleri üstleneceğine karar vermekte ve sonrasında bu organizasyon birimlerini oluşturan elemanları, gerekli konularda teorik ve uygulamaya dayalı şekilde eğitmektedir.

Firmanın risk ölçeğini tanımlaması ve risklerin gerçekleşmesi durumunda insan sağlığına, hayatına nasıl zarar vereceğini bilmesini sağlayan bu analizler ayrıca kazaların yol açacağı maddi hasarın boyutunun hesaplanması anlamında da bilimsel verilere dayalı, rasyonel veri akışı sağlamaktadır. Patlama, yangın veya çevresel şartların tetiklediği olaylarda firma içindeki herkesin ne yapacağını bilmesi ve bu organizasyonlar konusunda daha önceden aldığı uygulamalı eğitim sayesinde deneyim kazanmış olması, panik hali hâkim olmaksızın herkesin önceden yüklendiği sorumluluğu yerine getirmek üzere harekete geçmesini sağlar.