İnternetten Takı Tasarımı

özel tasarım kolye

Kişiye özel takı tasarımları için eskisi gibi yüklü harcamalar yapmaya gerek olmayan günümüzde ihtiyaçların büyük bölümünü karşılamak için kullanılan internet, istenen takı tasarıma çok uygun fiyatlarla sahip olma konusunda da kolaylık sunuyor. Kişiye özel kolye, küpe, yüzük, bileklik gibi takılar için kuyumcuları dolaşması ve fiyat istemesi gerekmeyen kadınların yanı sıra sipariş üzerine tasarlanan bir tespihe veya kol düğmesine sahip olmak isteyen erkekler de sipariş için interneti tercih etmekte. Tek tıkla binlerce farklı kadın ve erkek takı modeline ulaşma imkânı sunan internetin en çok tanınan markalarından olan alışveriş sitelerinin tamamı artık takılar için özel bir kategori oluşturmuş durumda. Her aramada, aranan ürün beyaz eşya da elektronik ürün de olsa ilk sıralarda çıkan bu bilindik sitelerin bile takı satması şüphesiz rekabetle birlikte fiyatların da düşmesini sağladı.

Sipariş üzerine tasarım yapan takı tasarımcısı firmalar için bile bugün internet bir numaralı gelir kaynağı. Kişiye özel gümüş kolye siparişleri için kuyumcuları dolaşmanın seneler öncesinde kaldığı günümüzde, birkaç dakikada istenen tasarım tasarımcı firmaya ulaştırılabiliyor. Üstelik çok uygun fiyatlarla özel tasarlanmış takılara sahip olmayı sağlayan bu firma sitelerinde çevrimiçi takı tasarımı yapmayı sağlayan, pratik kullanımlı araçlar da var. Bu araçları kullanarak erkekler için üzerinde isim yazan tespih, kol düğmesi veya kol saati gibi kişisel aksesuarlar tasarlanabildiği gibi kadınların tam hayalindeki kolye veya yüzüğü, bizzat tasarlaması mümkün.

Üzerinde tarih yazılı bilekliklerden harfli gümüş kolye çeşitlerine her beğeniye hitap eden, oldukça geniş model çeşitliliği söz konusu olduğu için siteleri dolaşmak istemeyenler için tüm ürünleri tek adresten görüntüleme imkânı da mevcut. Güvenilir alışveriş sitelerinde listelenen takıları tek sayfadan görüntüleme imkânı sunan bu siteler sayesinde fiyata veya tasarıma göre listeleme yapılabiliyor. Dakikalar içinde bütçeye ve beğeniye göre en cazip fiyatlı takı tasarımlarını sipariş etme imkânı sunan internet nedeniyle kuyumcular bile artık internet üzerinden satış yapmak için hatırı sayılır harcamalar yapıyor, sosyal medya kullanıcılarının reklamlarını görüntülemesi için Google’a pek de azımsanamayacak ödemeler yapıyor.

Avrupa Birliği CE İşaretleme Direktifleri

LVD Testi

Avrupa Birliği başvuru süreci devam eden ülkemizden, bu doğrultuda birliğin kabul ettiği teknik mevzuatların gerekli şartlarını da karşılaması istenmektedir. Bu teknik mevzuatların uluslararası ticaret açısından en önemli olanıysa şüphesiz CE işaretlemedir. LVD ve EMC testi gibi ürünlerin teknik özelliklerine dair oldukça kapsamlı bilimsel incelemeleri kapsayan onay süreci, üreticilerimizin ürün ve ticari mallarının Avrupa Birliği’nde geçerli olan ticari mal ve ürünlerin serbest dolaşım izinlerinde yararlanması yani satışı için kritik önem arz eder. Zira LVD ve EMC test hizmetleri sunan yetkili firmalarca yapılan testler doğrultusunda hazırlanan teknik dosya olmadan CE belgesi başvurusu yapılması yani Avrupa Birliği’ne ihracat yapılması mümkün olmaz.

Üretim güvenliği ve uyumlulukla ilgili mevzuatlar arasındaki farkı ortadan kaldıran CE işaretleme standartları, 1985 yılına uzanan bir geçmişe sahip Yeni Yaklaşım Direktiflerinin kabulüyle belirlenmiştir. Bu direktifler doğrultusunda belirlenen şartlar, üretici firmaların kendi ülkesindeki üretim mevzuatlarından kaynaklı standart farkları yüzünden ürünler arasındaki uyumsuzluğu ortadan kaldırır ve daha önemlisi tüm ürünlerin aynı güvenlik anlayışıyla üretilmesini sağlar. Firmaların birbirinden farklı üretim kalitesi ve güvenliği şartlarını benimseyerek üretim yapması durumunda piyasadaki aynı sınıfa ait ürünlerde nitelik anlamından büyük farklar oluşur. Serbest rekabet şartlarına aykırı olmasının yanı sıra tüketicilerin güvenliğini de riske atan bu durumu ortadan kaldıran CE işaretleme, üretimde kabul edilebilecek en düşük güvenlik seviyesini belirlemektedir.

Ürünün düşük veya yüksek tehlike sınıfına ait olmasına bağlı olarak farklı içerikte testlerden geçirildiği onay sürecinde, test sonuçlarına bağlı olarak kabul edilebilir en düşük değerin altında kalan ürünlerin CE işaretlemesine izin verilmez. Bu testlerin maliyetiyle ilgili hesaplamalarda uzun vadeli düşünülmeli ve işaretlemenin firmayla değil, ürünle ilgili olduğu unutulamamalıdır. Dolayısıyla LVD ve EMC testi fiyatları hesaplanırken farklı sınıftaki ürünlerin her birisi için ayrıca CE başvurusu yapılacak, dolayısıyla her başvuru için ayrıca harcama yapılması gerekecektir. Düşük tehlike sınıfındaki ürünlerdeyse belli incelemeler sonrasında firmadan, bünyesinde bu ürünleri bizzat denetlemesi için çeşitli inceleme birimleri kurması ve bu birimlerin de istenen standartlarda sürekli denetim yapması istenmektedir.

CE Kapsamında Yapılan LVD Testleri

LVD Testi

Yeni Yaklaşım Direktiflerinin yayımlanmasıyla Avrupa Birliği dâhilinde ticari ürünlerin satış izni alması için karşılanması zaruri hale gelen üretim kalitesi, güvenliği, uyumluluk gibi unsurlara belli standartlar getiren CE işaretleme pek çok farklı nitelikteki ürünü tanımladığı gibi elektrik teçhizatlı ürünlere de belli akreditasyon şartları getirir. Bu şartların karşılandığının ölçümü için başvurulan firmalarsa CE standartlarına ilişkin incelemelerde elektrik teçhizatlı ürünlere alçak gerilim testleri uygular. Ülkemizde LVD belgesi olarak bilinen bu testler, İngilizce “Low Voltage Directive” yani Alçak Gerilim Yönetmeliği kapsamında belirlenen şartlara göre yapılan ve farklı bilimsel disiplin uygulamalarını içeren teknik analizlerdir. Doğrudan firmaya veya ürüne verilen bir belge olmamasına karşın belge ya da sıkça sertifika olarak ifade edilen LVD aslında CE işaretleme süreci dâhilinde uygulanan ve elektrik teçhizatlı ürünleri kapsayan incelemelerde temel alınan yönetmeliktir.

Bu testler kapsamında hem alternatif akım hem de düz akım kullanarak çalışan elektrik teçhizatlı ürünler, istenen voltaj ve güvenlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığına dair oldukça detaylı incelemelerden geçer. LVD belgelendirme sürecinde referans alınan temel voltaj değeriyse alternatif akımla çalışan ürünler için 50-1000 V iken düz akım kullanan ürünler için bu değer 75-1500’dür. Bu gerilim aralığındaki düz ve alternatif akım kullanan ürünlerin Avrupa Birliği’nde uygulanan ticari malların serbest dolaşım haklarından faydalanmasını sağlayacak CE işaretleme onayı alabilmesi için mutlaka LVD testleri uygulanması gerekmektedir.

Uyumluluk ve güvenlik gibi konularda ürünün istenen standartları karşıladığını belgelendiren alçak gerilim testleriyle satış izni verilen ürünün, diğer ürünlerle tam uyumlu biçimde çalışacağı ve uyumsuzluklar sebebiyle kazaların, ekipman ve donanım arızalarının yaşanmayacağı garantilenmiş olur. Bu gibi uyumsuzluklar devre dâhilindeki diğer ürün ve donanımların hasar görmesine, maddi ve manevi zararı büyük olan kazalar yaşanmasına neden olabilir. Bu riski ortadan kaldırmak için üründe belirlenen şartların karşılanması gerekirken bu gereklilik doğrultusunda başvuru yapılan firmaların da mutlaka uluslararası akreditasyonlarını tamamlanmış olması gerekir. Testlere dair verilerin uluslararası kabul görmesi, CE işaretleme süreci kapsamında uygulanan alçak gerilim testlerinin akredite bir yetkili şirket tarafından yapılmasına bağlıdır.

EMC Testleri ve CE Belgelendirme

Ce belgesi

Avrupa Birliği’ne satış için ürünlerde aranan, üretim güvenliği ve uyumluluğuna ilişkin nitelikler olan CE işaretleme standartlarının karşılanması için yetkili firmalarca pek çok farklı kapsamda testler uygulanır. Ülkemizde EMC belgesi olarak bilinmesine rağmen esasen ürüne ait niteliklerin incelendiği bir test işlemi olan elektromanyetik uyumluluk da, CE işareti kullanımı için belli sınıftaki ürünlerde aranan özelliklerden biridir. Alçak gerilim değerlerine ilişkin testlerde olduğu gibi EMC standartları da muadil ürünlerin aynı güvenlik ve uyumluluk şartlarını karşılamasını, bu sayede Avrupa Birliği’nde satılan ürünler arasında gerek uyumluluk gerekse üretim güvenliği açısından belli bir standart oluşmasını sağlar. Bu testler doğrultusunda ürünün CE işaretleme direktiflerinde aranan özelliklere sahip olmadığı tespit edilirse satış izni de verilmemektedir.

Üretim güvenliği ve uyumluluğa ilişkin ürünleri belli bir asgari üretim standardı doğrultusunda tasarlamayı gerektiren EMC testi uyumluluğu, mevzuat farklarından kaynaklı sorunları ortadan kaldırır. Birlik üyesi olma şartları arasında bu işaretleme standartlarının kabulü vardır çünkü birlikte serbest dolaşımda olan ticari ürünlerin tamamı, tek ülkede üretiliyormuş gibi aynı uyumluluk ve güvenlik şartlarına bağlı bir biçimde üretilmelidir. Farklı ülkelerinde iç tüzüklerinde üretim güvenliği ve uyumluluğa dair aranan şartların farklı olması, her üreticinin kendi ülkesinde aranan standartları gözeterek üretim yapmasına neden olur. Bu durumsa ticari malların serbest dolaşımı önünde engel teşkil eder. Zira en basit elektrik teçhizatlı bir üründe dahi gerilim veya elektromanyetik salınıma dair farklılıklar oluşması durumunda kaza ve arızaların yaşanması kaçınılmaz.

CE işaretleme, belli ürün sınıflarında aranan en düşük üretim güvenliği ve kalitesi seviyesi anlamına geldiği gibi ürünlerin birbirine uyumluluğuna da düzenler. Bu şartların karşılanması sayesinde birlikte satılan malların tamamının aynı standartlar doğrultusunda üretildiğinden emin olunabilir ve tüketiciler farklı ülkelerde üretilmiş bile olsa satın aldığı ürünün, kullandığı sistem ve donanımla uyumlu çalışacağından emin olabilir. Birliğe üyeliği henüz adaylık aşamasında olan ülkeler de öncelikle bu şartların karşılanmasını yasal yükümlülük haline dönüştürmelidir. Bu sebeple ülkemizdeki firmalar için de CE işaretleme standartlarında üretim yapmak, bugün olduğu kadar geleceğe ilişkin satış stratejileri açısından da önemlidir.

Su Deposu Temizliği

Su Depolarının Periyodik Temizliği

Sağlık risklerinin ortadan kaldırılması ve kullanılan suyun bizzat mikropların kaynağı haline gelmemesi için tüm su depolarının düzenli ve uzman firmalarca temizlenmesi gerekir. Üzerinde fazla durulmayan su deposu temizliği aslında sağlık açısından düşünenden çok daha büyük riskleri, bu riskler gerçekler haline gelmeden önlenmesini sağlar. Bu yüzden deposunu düzenli temizlettiren dahi bu işlemin boşuna olduğunu düşünmesine karşın aslında düzenli temizlik zaten hiçbir sorunla karşılaşılmamasını sağlamaktadır. Dolayısıyla su deposu temizliği firmaları aracılığıyla deponun temizlettirilmesi hiçbir sağlık sorunuyla karşılaşmadan, sudan sağlıklı bir şekilde faydalanma imkânı sunar. Aksine deponun temizlenmemesi durumunda salgın hastalıklar görülebilir ve bu hastalıklara yakalandıktan sonra deponun temizlenmesinin de bir anlamı olmayacaktır.

Profesyonel donanımlar ve kimyasallar kullanılarak yapılması gerektiği için mutlaka eğitimli kişilerin üstlenmesi gereken su deposu temizleme işinin alelade temizlik ürünleriyle, baştan savma biçimde yapılması yarardan çok zarara yol açabilir. Depo içinde durağan halde bekleyen sudaki maddeler, deponun iç yüzeyi ne kadar temiz olursa olsun zamanda iç yüzeye tutunabilir veya dip kısma çökerek birikebilir. Bu maddeler suyla karışması durumunda insan sağlığını bozabilecek kimyasallar olabileceği gibi, hastalık yapan bakteri ve virüsler benzeri mikroorganizmalar da olabilir. Uzun yıllar boyunca bir defa dahi olsun temizlenmeden kullanılan su depolarının içinin nasıl göründüğü bilinse, bu depolardaki suyu kullanan insanların tamamı bir daha asla depodan su kullanmak istemez. Zira yıllar içinde dibi çamur kaplanan su deposunun duvarları yoğun kaplamakta, bu manzarayı görenler midesi bulandığı ve hayrete düştüğü için depo suyuna bir daha dokunmak bile istememekte…

Deponun içinin mikrop yuvası haline gelmesi durumunda depo suyu içilmese, bulaşık veya banyo için kullanılsa dahi insan sağlığı riske girer. Salgın hastalıkların yol açtığı problemlerin oldukça büyük bir bölümü suyun kirlenmesinden kaynaklanır ki, su depoları da bu sebeple eğitimli kişilerce temizlenmelidir. Bu temizlik işlemlerinde kullanılan temizlik ürünlerinin depoda birikerek, su yoluyla insanlara zarar vermemesi içinse mutlaka bakanlık izinli yani insan sağlığına zararı olmayan ürünler kullanılmalıdır. Tüm su depolarını yılda iki defa, yetkili servislere başvurarak temizlettirmek gerekir.

Tuz Yastığı

Tuz Yastıklarla Konforlu Uyku

Uyku kalitesini arttırmak için her yolu deneyen, doktorların dahi kapısını çalmasına karşı yeni güne her zaman yorgun uyanmaktan sıkılanlara yepyeni bir umut ışığı yakan tuz yastığı bu konuda problem yaşayan herkesin en azından birkaç geceliğine denemesi gereken bir ürün. İçindeki tuz kristalleri küçük boyutlu olduğu için üzerine yatıldığında kişinin baş ve boyutunun şeklini alan bu yastıklar her anatomiye uygun. Kaya tuzu yastık kullanımını farkı kılansa yastığın kış mevsiminde sıcak, yaz sıcaklarındaysa serin olarak kullanabilmesi. Tabi içindeki kaya tuzu kristallerinin doğadaki en nadir oluşumlardan biri olması, içinde seksenden fazla element ve mineral barındırması da tuz yastıkların uyku kalitesini arttırmada etkili olmasının en önemli nedeni.

Kaya tuzunun içinde bulunan ve milyonlarca yıl önceki jeolojik süreçlerle oluşmuş olan kristal yapıda, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu pek çok element bulunur. Bu minerallerin karşılanmasını kolaylaştırmak için uzmanlar sofralık tuz yerine kaya tuzu tüketimini önerirken son zamanlarda kaya tuzu kristallerinin yastık olarak kullanımı dikkat çekiyor. Sağlıklı bir yaşam için sofra tuzu yerine kaya tuzunun kullanımı önerilirken şimdide aynı tuz kristallerinin ısıtılması ve yastık kılıfı içine yerleştirilmesiyle uyku kalitesinin de arttırılabileceği söyleniyor. Lambalarda aynı mantıkla kullanılan ampul aslında ışık vermekten ziyade kaya tuzu kristallini içerden ısıtmak içindir. Isındığında havaya negatif iyon yayan kaya tuzu kristallerinin bu özelliğinden uyku boyunca faydalanmak, böylece havayı temizleyen hava kristalleri sayesinde sağlıklı hava soluyan bireyin kendini daha dinlenmiş hissetmesi mümkün.

Yastığın içindeki tuz kristalleri, tuzun doğal yapısı sayesinde anti bakteriyel özelliğe sahiptir ve böylelikle gerçek anlamda hijyenik bir ortamda uyunmasını sağlar. Yastık içinde sentetik madde kullanılan ürünlerdeki gibi mite, mantar, bakteri ve virüs birikmesi söz konusu olmadığı için bile kaya tuzu yastığı kullananlar var. Tuz kristallerinin ısıtılması iyon salınımının yanı sıra bu ısının kişinin boynuna yayılmasını, böylelikle kas ve eklem arıları yüzünden uyuyamayanların kendini daha rahat hissetmesini sağlar. Kasların gevşemesini sağlayan bu sıcaklık uykuya geçişi kolaylaştırırken aynı şekilde yazın serin bir uyku yüzeyi için de tuz yastıklar kullanılabilir.

CE İşaretleme Ne İşe Yarar?

Üretim güvenliği ve kalitesinin, Avrupa Birliği tarafından belirlenen standartlarda olduğunu gösteren CE işareti bazılarının zannettiği gibi firmaya değil, firmanın ürettiği ürüne ait bir tanımlamadır. Bugün CE işaretleme hakkı kazanmak üzere yetkili firmalara başvuru yapan yerli firmalar sadece ürünün niteliklerini ispatlamak üzere bu başvuruda bulunmakta, dolayısıyla alınan sertifika sadece belli bir ürünün kalite ve güvenilirliğini göstermektedir. Genellikle CE belgesi fiyatları ve bu belgeyle satış yapılabilecek ülkelerdeki piyasa fiyatlarıyla ilgilenilmesi, hatalı bir algı olarak firmaya tüm ürünlerinde kullanabileceği bir belge verildiğinin düşünülmesini sağlamıştır. Oysa Türkçede her ne kadar bu işaretleme standartlarından CE belgesi, CE standartları sertifikası şeklinde bahsedilmesine karşın aslında gerçek tanım CE işaretleme şeklindedir.

Firmanın ürettiği herhangi bir üründe CE işareti kullanma hakkı kazanmasının ardından farklı bir sınıfa dâhil olan, yeni bir ürün ürettiğinde tekrar aynı başvuru sürecini tekrarlaması yani bu ürün için yeniden CE işaretleme başvurusunda bulunması gerekebilir. Ürün için yeni bir başvuruda bulunulmasının hangi şartlarda ve hangi ürünler için geçerli olduğuysa Avrupa Birliği tarafından kabul edilen Yeni Yaklaşım Direktifleri tarafından belirlenmiştir. Bu direktiflerin ortak karar olarak imzalanması sayesinde birlik üyesi ülkeler, kendi iç tüzüklerindeki üretim şartlarını tanımlayan standart anlayışındaki farklılıkları ortadan kaldırmış ve bu sayede tüm birlik üyesi ülkelerde üretilen aynı sınıftaki ürünlerin, aynı üretim güvenliği ve kalitesinde olmasını sağlamıştır.

Avrupa Birliği dâhilinde üretim yapan ve aynı sınıfta yer alan ürünlerin üreticisi tüm firmalar, birlik tarafından alınan ortak kararlar neticesinde aynı güvenlik ve üretim kalitesi şartlarını asgari düzeyde karşılamakla mükelleftir. Yapılan incelemeler doğrultusunda bu standartların karşılanmadığı tespit edilirse ilgili ürünün piyasaya sürülmesine, birlik dâhilindeki hiçbir ülkede satışa sunulmasına izin verilmemektedir. Dolayısıyla bu işaret ürünleri kalite yönünden birbirinden ayırmamakta, bunun aksine üstünde CE işareti olmayan ürünlerin kaçak olarak birlik içinde satışa sunulduğunu göstermektedir. İnsan sağlığını, donanım güvenliğini ve çevreyi tehdit edebilecek bu ürünlerle ilgili herhangi bir denetim yapılmadığını gösteren bu durumu fark eden birlik vatandaşları, ürünün yasal yollarla satışa sunulmadığını anlar.

Acil Durum Eylem Planı

Risk Analizi ve Acil Durum Planlamaları

İşyerinin tamamını ilgilendiren acil durumlarda ortaya çıkan acı tablonun insan sağlığı ve yaşamına mal olmaması için alınacak tedbirlerin önceden belirlenmesini sağlayan acil durum eylem planı sadece risklerin ne olduğunu ve ne büyüklükte hasara neden olacağıyla ilgilenmez, bu risklerin önlenmesi için alınacak tedbirlerin de ne olduğunu belirtir. Bu bağlamda işverenler için iş işten geçtikten sonra yol göstermek yerine henüz imkân varken neler yapılacağına ışık tutan, önemi büyük veri kaynakları olan eylem planları sayesinde riskler gerçeklere dönüştüğünde işletme nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda tereddüt yaşamaz. Acil eylem planı hazırlama ve denetimi konusunda işletme sahiplerinin çözüm ortağı olan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimleri ise ortak sağlık güvenlik birimi bünyesinde çalışan elemanlar olarak danışmanlık ve rehberlik hizmeti verir.

Acil durumlarda firma çalışanlarının ne yapacağını bilmesi için eğitimlere tabi tutulması ve bu eğitimlerin içeriği, nerede verileceği, teorik ve uygulamalı eğitimlerin zamanlaması gibi konular üzerinde çalışan ortak sağlık güvenlik birimi böylece her ihtimale karşı hazırlıklı olunmasını sağlar. Firmanın acil durumlarda karşı karşıya kaldığı riskleri minimize etmesi için her şeyden önce işletmeyi ve çalışanları tehdit eden risklerin ne olduğunu bilmesi gerekir. Karşı karşıya olunan tehlikenin muhteviyatı bilinmeden, bilinmeyene karşı önlem alınması da mümkün olmayacağından bu bağlamda acil durum planı hazırlığının hayati bir öneme sahip olduğu söylenebilir. İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri, beraberinde çalışan yardımcı personelle birlikte birçok alanda inceleme yaptıktan sonra acil durumlarda işletme içi organizasyonların hangi rolleri üstleneceğine karar vermekte ve sonrasında bu organizasyon birimlerini oluşturan elemanları, gerekli konularda teorik ve uygulamaya dayalı şekilde eğitmektedir.

Firmanın risk ölçeğini tanımlaması ve risklerin gerçekleşmesi durumunda insan sağlığına, hayatına nasıl zarar vereceğini bilmesini sağlayan bu analizler ayrıca kazaların yol açacağı maddi hasarın boyutunun hesaplanması anlamında da bilimsel verilere dayalı, rasyonel veri akışı sağlamaktadır. Patlama, yangın veya çevresel şartların tetiklediği olaylarda firma içindeki herkesin ne yapacağını bilmesi ve bu organizasyonlar konusunda daha önceden aldığı uygulamalı eğitim sayesinde deneyim kazanmış olması, panik hali hâkim olmaksızın herkesin önceden yüklendiği sorumluluğu yerine getirmek üzere harekete geçmesini sağlar.